RSS
 

GÜL’E SAHİP ÇIKAYIM DERKEN…

15 May

Cumhurbaşkanımız Muhterem Abdullah Gül’ün 12 Mayıs’ta Adıyaman’a gelişinde valilikle belediye arasında yaşanan koordinasyonsuzluk, daha doğrusu Belediye Başkanı Necip Büyükaslan’ın; Cumhurbaşkanı ile “maziden gelen temiz dostluklarını” devlet geleneklerinden öncelikli hale getirmesi ve belki de buna valiliğin karşı durma refleksi göstermemesi sonucunda yaşanan dramı dünkü yazımızda dile getirmiştik.

Rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu’nun dinlediğim bir konferansında ifade ettiği gibi “söylenmeyip söylemek” için 11 Mayıs 2012 Cuma günü saat 13.59’da doğrudan Cumhurbaşkanlığının cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr adresine gönderdiğim e-mailde;

“Sayın Cumhurbaşkanım; Henüz bir resmi açıklama yapılmamış olmakla birlikte teşrif edeceğiniz Adıyaman’da halka hitabınızın belediye önünde yapılacağı söyleniyor. Oysa devleti illerde; belediye başkanlıklarının değil, il valiliklerinin temsil ettiklerine ve edeceklerine inanıyorum. Bu itibarla konuşmanızın sade bir vatandaş olarak; alan büyüklüğü bakımından da daha uygun olan valilik bahçesinden yapmanızın isabetli olacağını düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımla…” demiştim.

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğünden soyadını bilmediğim Sayın Hatice Hanımefendi’den 14 Mayıs Pazartesi günü saat 9.43’de gelen telefonda “E-mailimizin alındığı, Sayın Cumhurbaşkanımızın hem valilikte ve hem de belediyede halka hitap ettiği…” cevabı verildi. Şimdiye kadar ziyaret ettiği 57 il içerisinde iki ayrı balkon konuşması yaptığı il olup olmadığını sormam üzerine ise “bu konuda net bir bilgisinin olmadığını, uygulamaların Sayın Cumhurbaşkanımızın tasarrufuyla yerine getirildiğini” söyledi.

Geziyi izleyen Adıyaman’da Olay Gazetesi’nden genç yetenek Kamer Ulucan sohbetimiz esnasında; “Konuşmasını yapmak üzere valilik balkonuna çıkan Cumhurbaşkanımızın yüz hatlarından,  vatandaş sayısının az olduğunu görür görmez hafifçe gerildiğini ve şaşkınlık geçirip Belediye Başkanımız Necip Büyükaslan’a kendisinin duyamadığı bir şeyi sorduğunu ve Başkan Büyükaslan’ın da bilmiyorum, anlamında dudak hareketi yaptığını” aktardı.

Buna ilaveten, Cumhurbaşkanımızın ilk karşılanacağı valilik yerine belediye önünde halkın toplandığını gören Cumhurbaşkanlığı Protokol Müdürlüğü yetkililerinin ise, hoparlördeki çağrıya uyarak belediye önünde toplanan halka sürekli anons yapan belediye görevlilerine Cumhurbaşkanımızın valiliğe varışından önce “halkın valilik önüne yönlendirilmesini” istediği, lakin buna uyulmadığı duyumunu aldım.

Tüm bunlara karşın, asıl görkemli karşılamanın belediyede yapılmasının doğal olduğunu, çünkü belediye başkanlarının cumhurbaşkanı gibi seçimle, valilerin ise atamayla göreve geldiklerini; başkanın halkın, valinin ise devletin temsilcisi konumunda olduğunu, “cumhur”un kelime anlamı halk olduğuna göre devletin değil halkın temsilcisi olan belediye başkanları tarafından karşılanmasının doğal olduğunu savunanlar da mevcut… Düşüncesine tapan bir insan değilim, lakin eğer bu tez doğru ise o zaman ilk ziyaretlerin belediyeye yapılması niçin gelenekselleştirilmemiş? Veya her seçilen vali de olsa her atananın önünde olacaksa valiler de seçimle işbaşına gelsin veyahut valilik ziyaretleri ikinci sıraya alınsın, demek gerekmez mi?

Sözün özü, Gül’e sahip çıkayım derken hem Adıyaman’a sahip çıkamadık, hem de Gül’ü kısa süreliğine de olsa soldurma bahasına protokol karmaşasına sebebiyet verdik…

Keşke Büyükaslan’la Cumhurbaşkanımız Gül’ün bir arada görüldüğü 1970’lerde çekilen fotoğrafın yanında Sayın Gül’ün Sahabe’de çektirdiği fotoğraf da internet sitelerinde yer alsaydı…

Not: Tüm bunlara üzülme Ali İhsan(Alpaydın) Amca… Yaşanır böyle şeyler… Metin olmamız gerek… Çünkü bizler birer aracız… Toplum olarak amacımız ise çocuklarımıza, torunlarımıza daha demokratik, daha çağdaş ve daha kalkınmış bir Adıyaman, bir Türkiye bırakmak…

Duygu yüklü mesajını yakında yayınlayacağız inşallah… N’olur, duanı eksik etme…

Mustafa Işıldak www.isildakkalem.com

15.5.2012 Adıyaman’da Bugün Gazetesi

0532–422 95 28 m.isildak02@gmail.com

 

0 kez okundu

 

VALİLİK-BÜYÜKASLAN SOĞUK SAVAŞI

14 May

Gül gibi Cumhurbaşkanımız Muhterem Abdullah Gül’ün Adıyaman’a gelişi il olarak bazı yönlerden noksanlarımızın olduğunu ortaya çıkardı.

Programa göre 11.00’de Valilik ve 12.00’de de Belediyeyi ziyaret planlanmıştı. Lakin belediyeden gönderilen SMS’ler ile yapılan hoparlör yayınlarında valilik ziyaretinden hiç söz edilmiyor, halkın belediye önünde toplanması isteniyordu. Herkes gazete okumayacağına veya resmi programdan haberi olmayacağına göre hoparlör sesini duyan vatandaşlar belediyeye koşuyordu. Oysa anonslarda her iki ziyaretten de söz edilebilir, halkın valilik önünde toplanması istenebilir, dolayısıyla halkın karşılamayı valilikte, uğurlamayı ise 500 metre yakınlıktaki belediyede yapması sağlanabilirdi. Ama galiba yine siyaset ve enaniyet galip gelmiş, “kolektif doğruyu” uygulama yerine “bireysel doğruların” uygulanması ortaya çıkmış, böylece Adıyaman vatandaşı ikiye bölünmüştü. Devlet ve millet geleneklerinin aksine yaratılan bu fiili durum örneği, cumhurbaşkanının önceden ziyaret ettiği 57 ilden hangisinde yaşanmış ise bildirilirse sevineceğim ve bu köşede sizlerle de paylaşacağım; yok eğer yaşanmamış ise demek ki bir ilke daha imza atmış olduk böylece!

Geldik karşılama törenlerine; belediyenin karşılama töreni valiliğe göre daha hazırlıklı, canlı ve içtendi. Valilik töreni “devlet memurlarının” alışılagelmiş resmi tören havasından çıkamamıştı. Oysa bilhassa halkın içerisinden gelmiş bir cumhurbaşkanına biraz daha sivil yaklaşım içerisinde bulunulabilirdi. Bunun çaresi ise belediye ve valiliğin “sanki iki ayrı ülkenin kurumları imiş” gibi hareket etmeyerek Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bir olalım, diri olalım, iri olalım” sözü ile beraberBediüzzaman Said-i Nursi’nin “Bizler muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur.” sözüne işlerlik kazandırmaktı.

Cumhurbaşkanlığı internet sitesine girdiğimizde Şanlıurfa bölümünde Muhterem Gül’ün Balıklıgöl’de çekilen resmini görürüz. Adıyaman’la ilgili bölümünde ise valilik ve belediye önünde çekilen klasik resimlerini görürüz. Peki zamanı iyi yönetebilseydik, Cumhurbaşkanımızla evcilik oynar gibi alışılmışın aksine hem valilikte ve hem de belediyede konuşmaya zorlamasaydık, brifingleri gereğinden fazla uzatmasaydık zaman kalmadığından gitmeyi son anda iptal ettiği Sahabe Savfan Bin Muaddal Hazretleri mekanında çektirdiği resmi de görebilirdik. Hani, panel ve seminerlerde tanıtım eksikliğinden şikâyet ediyorduk?  Acaba kaç on yıl sonra aynı fırsatı yakalayabiliriz?

Bu sefer oldu, bari bundan sonrasında olmasın… Hükümetin bölgesel şovenizme geçit vermediği gibi; milletvekillerimizin bu konuda “hakem” rolü üstlenerek valilik ve belediye arasında koordinasyon sağlayıp “kurumsal şovenizme“ de geçit vermemelerini, dolayısıyla Valilik-Büyükaslan soğuk savaşını tekrar ettirmemelerini diliyoruz.

İki cumhuriyette” değil “tek cumhuriyette” yaşamak istiyoruz.

Gül’ü kazanalım derken Adıyaman’ı kaybederek; demiryolu, hukuk fakültesi ve Sahabe projelerini Cumhurbaşkanının himayelerine alma arzumuz bir başka bahara kalmış olsa da…

 

Mustafa Işıldak www.isildakkalem.com

14.5.2012 Adıyaman’da Bugün Gazetesi

0532–422 95 28 m.isildak02@gmail.com              

0 kez okundu

 

Muhterem GÜL’ümüz bizi kırmaz…

12 May

Valilik Seminer Salonu’nda dün yapılan Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı toplantısına katıldım. Plan Müellifi Semra Kutluay’ın engin açıklamalarını dinledik. Öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının vatandaşı devletin önünde gören bu şeffaflığından dolayı kutluyor, kapalı kapılar ardında plan kararları veren bazı kurumlara da örnek olmasını diliyorum. Toplantıya katılan herkes eteğindeki taşları döktü, önerisini, eleştirisini yetkililere özgürce ifade etti. Zaten “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen Şeyh Edebali’nin devlet felsefesi de bunu gerektirir.

Adıyaman’da Bugün Gazetesinin jeolog Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Aslancirit, muhabir Ömer Karakuş ve yazar Erdal Yılmaz’ın bir süre önce hazırlayıp gazetede birkaç gün devam eden Demiryolu Dosyası’nı hatırladım.  Kanal İstanbul gibi mega projeyi gerçekleştirecek kadar zengin Türkiye Cumhuriyeti; sıra Gölbaşı-Adıyaman-Kahta-Diyarbakır demiryolu hattına gelince fakirleşmiş miydi acaba? Ki bu plan 2040 yılına kadar yürürlükte kalacağına göre demek ki demiryolunu bir 30 yıl daha ancak rüyalarımızda görecektik. Demiryolu planlamasına Şanlıurfa alınmasına karşın Adıyaman niçin alınmasın? Yoksa Şanlıurfa öz, Adıyaman üvey evlat mı idi?

Neymiş efendim, Adıyaman-Kahta arasında hafif raylı sistem planlanmış! Biz mavi boncuk istemiyoruz.  İsteyen alsın yakasına taksın. Nazara iyi gelir… Dünya mermer ihtiyacının % 4’ünü, ülkenin petrol ihtiyacının ise % 25’ini karşılayan Adıyaman; demiryolu istemesin de ne istesin?

4 Haziran 2012 tarihine kadar tüm vatandaşların itirazına açık kalacak söz konusu plan için ildeki sivil toplum kuruluşları da gerekli başvuruda bulunurlar diye düşünüyorum. Lakin cumhurbaşkanlığı süreleri bitse de gönül başkanlığı süreleri bitmeyecek olan Muhterem Abdullah Gül’ü bir daha Adıyaman’a teşriflerinde Adıyaman Tren Garı’nda da karşılayabilmemiz için bu işin üzerinde duracağına ve bu fakirliğimizi ilgili makamlara duyuracaklarına inanıyorum.

Ve yine öyle inanıyorum ki; Adıyaman ve Adıyamanlıları çok seven Muhterem Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL bizi kırmaz…

Nasıl olsa kalpten kalbe yol varmış.

Ne dersiniz?

 

Mustafa Işıldak www.isildakkalem.com

12.5.2012 Adıyaman’da Bugün Gazetesi

0532-422 95 28 m.isildak02@gmail.com

3 kez okundu

 

Eko Adıyaman Basım…

08 May

Yerel dergilerden ilk olarak poşet içerisinde gelen bir dergi geldi geçtiğimiz aylarda… Gölbaşı’nın cevval gazetecilerinden Mustafa Gül ve sayın eşi, yılda 4 kez yayınlanmak üzere ekonomi ve iletişim içerikli Eko Adıyaman dergisini yayınlamıştı… İlimizde ilk defa Sincik ilçesinde 27,5 megawatt gücünde rüzgâr enerjisi yatırımına Besnili Tuğsuz ailesince başlandığına dair yazı ilgimi çektiğinden okuyucularımızla da paylaşmayı düşünmüştüm.

Dostum emekli öğretmen Mehmet Ali Alkuş’la 1’nci Organize Sanayi Bölgemizde(“1’nci” sayısını 2.Organizeyi gerçekleştiremeyenlerle birlikte mevcut OSB alanının yaklaşık 1/4’ünü yıllardır bom boş bırakanlara ithaf ediyorum!) yeni faaliyete geçen Adıyaman Basım Matbaacılık’ı geçen haftaki ziyaretimizde Mustafa Gül ve ekibinin yayınladığı Eko Trend dergisini gördüm. İçimden “demek ki kısmet, birleşen güzellikleri birlikte yazmakmış…” dedim. Tesiste 50*70 cm. ebadında tabaka halinde, saatte 18 bin adet yedi renkte baskı ve karton kutular yapılabiliyor…  Böylece bu işler için istisnalar dışında komşu illere gitmeye gerek kalmıyor…

Komşu iller dedim de 1986-1987 yılları gözümün önüne geldi… Esnaflığımın ilk yıllarında 2’ci el değil, belki 12’nci el bir makine ile fotokopi çekimi de yapıyordum. Makine eski olduğundan sık arızalanıyordu. Adana veya Gaziantep’ten anlaşmalı servisler gelip ildeki tüm makinelerle birlikte onarıp gidiyordu. Dolayısıyla onarım için ödenen paralar da dışarı gidiyordu. Çok sevdiğim komşum Şükrü Dişkaya ise daktilo tamirciliği yapıyordu. İşçi olarak çalıştığı Almanya’dan mekanik konusundaki deneyimi ile dönmüştü. Fotokopi makinem arızalandığında kendisinin bakmasını önerdim. Bilmiyorum, dedi. En büyük risk, risk almamaktır, ya;  espri ile karışık “Gel berberliği benim başımda öğren, kellemi sana emanet ediyorum. Başarırsan dışarıdan gelen servislerin ayağı Adıyaman’dan çekilir, başaramazsan da zararı bana …” diyerek risk aldım.

Ve bir-iki başarısız denemeden sonra Allah’a şükür başardı…  Edison da elektriği, bin dolayındaki başarısız denemesinden sonra bulmamış mıydı?

İşte yeniliklerde asıl önemli olan o ilk korkuları yenmek ve başarıya odaklanmak… En halisane dileğimiz Eko Trend ve Adıyaman Basım Matbaacılık gibi yeniliklerin ilimizde çoğalması…

Ha… Diğer bir dileğimiz; Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası(ATSO)’nın referans olduğu Malatyalı genç işadamı Celal Topak’ın aynı zamanda internette de yayınlanmak üzere hazırlamaya başladığı beş bin dolayındaki İş Rehberi’ni Adıyaman’da bastırarak Adıyaman’da edindiği kazancın bir bölümünü Adıyaman’da harcaması… Öte yandan son yıllarda çoğalan iş rehberleriyle adeta “Rehber çöplüğü”ne döndürülen ilimizde; ATSO’nun bu kez gerekli özeni göstererek “kolektif memnuniyet”i sağlatması ve bu sağlandığı takdirde de önümüzdeki 5 yıl içerisinde yeni bir rehber çalışmasına referans olmaması…

Mustafa Işıldak www.isildakkalem.com

Adıyaman’da Bugün Gazetesi

m.isildak02@gmail.com 0532-422 95 28

5 kez okundu

 

Ben mi, biz mi?

16 Nis

Önceki gün “Hükümetin Kürt sorununun çözümüyle ilgili yeni stratejisi”  konulu Adıyaman küçük Millet Meclisi forumunda rastladığım, teknolojiyi iyi kullanan Milletvekili Murtaza Yetiş’le birlikte; Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle düzenlenen etkinliklere katılmak üzere Sahabe Savfan Bin Muaddal’a gittik. Maşallah çok kalabalıktı. Arabadan inilip oturulacak mekâna varıncaya kadar selamlaştığı kişilerin tamamına yakınının özel bir işini ilettiğine veya iletmek üzere görüşme veya telefon numarasını aldığına tanık oldum. Bu duruma şaşırmadım, ama doğrusu kısmen üzüldüm… İsterdim ki, birileri demiryolunun ne zaman geleceğini, açıklanan teşvik paketinde Şanlıurfa’nın 6’ncı bölgeye alınmasına karşın ırgat ihraç ettiğinden nüfusu on bin azalan Adıyaman’ın neden 5’nci bölgeye alındığını, arıtma tesisi, otogar, kültür sarayı, çok katlı otopark, Nemrut Dağı’yla ilgili son gelişmeler, 2’nci Organize Sanayi Bölgesi, Hukuk Fakültesi v.d. de sorulsun…

12 Haziran milletvekili seçimlerinde aday adayı olduğumda toplu SMS’le destek istemiştim. 0536-732 12 ..  no.lu telefondan gönderilen “Ben bu gün …(bir kamu mesleği yazmış) için yazılı sınava girdim. Sonucun olumlu olması için bana yardımcı olursanız ben de size yardımcı olurum.” şeklinde 19.03.2011 günlü mesajla şaşırmış ve cevap dahi yazmamıştım. İşte nevi şahsına münhasır tipik bir seçmen profili… Hey Yarabbi?

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz 14 Ağustos 2011 tarihinde Adıyaman’a geldiğinde Hisar Salon’daki iftar sonrası bazıları gibi birlikte resim çektirmek talebinde bulunmadım. Lakin protokol masasında sohbet ettiği ATSO’nun üretken başkanı Mustafa Uslu’nun yanında “Sayın Bakanım, Adıyaman’da yaşayan sıradan bir vatandaşım. Bir maruzatımı ifade etmek istiyorum. Teşvik’te ilimizi 3’ncü bölgeye almanız ekonomimizi batırdı. Sokaktaki vatandaş olarak verilerimiz TÜİK’in kâğıt üzerindeki verileri değil, Şanlıurfa’nın, Malatya’nın, Gaziantep’in gözle görülen gelişmişlik verileridir. Lütfen bizi bu çıkmazdan kurtarın” demiştim…

İşte, bu tür toplumsal ihtiyaçların iletildiği siyasetçi ve bürokratlar nezdinde sıcak yüzümüzü soğuttuğumuz sanılabilir ama kazın ayağı hiç de öyle değil dostlar… Bu tür istekler siyasetçi ve bürokratlarımızın aksine elini güçlendirir.

“Hayır yüzümüzü soğuturuz” diyenler için Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da yeri geldiğinde atıfta bulunduğu şair Nazım Hikmet’in dizeleriyle yazımızı noktalayalım;

“Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…”

Mustafa Işıldak www.isildakkalem.com

Adıyaman’da Bugün Gazetesi

0532-422 95 28

m.isildak02@gmail.com                                


2 kez okundu