RSS
 

Başbakan Erdoğan’ın Mitinginden…

26 Haz

 

BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN MİTİNGİNDEN…
 
 
Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı R. Tayip Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül’ün Adıyaman mitingini Uzay Market balkonundan izledim.
Alan, M. Yücel Özbilgin Parkı ve alana bakan ara sokakların bir kısmı tıklım tıklımdı. Özbilgin Parkı’ndaki çiçeklerin basılarak ezilmiş olabileceğine üzüldüğümden, yine “Keşke burası park yapılmayıp Miting Alanı’na dönüştürülseydi” diye düşündüm.
Önemli Pankartlar
Yaklaşık 10–15 bin arası katılımcı vardı. Aynı boyutta Türk Bayrağı ile Atatürk ve Başbakan Erdoğan’ın posterleri ile milletvekili adaylarından yalnızca Ahmet Aydın’ın posteri asılıydı. Turgut Reis Mahallesi adına yazılan bir pankartta ise M. Yücel Özbilgin Parkı’nı kazandırdığı için Belediye Başkanı Necip Büyükaslan’a teşekkür ediliyordu ama, Erdoğan’ın; bir önceki ziyaretindeki konuşma gibi bu konuşmasında da her nedense Adıyaman Belediyesi veya Başkanı Büyükaslan’ın adını anmaması dikkat çekiyordu. “Konser belediyeciliğinden hizmet belediyeciliğine(!)” dönüştüğü bilgisi Erdoğan’a iletilmemiş miydi? Veya başka bir neden mi vardı? Diğer bir pankartta ise “367 için… Demokrasi için, Geleceğimiz için İNADINA AK Parti” yazılıydı. “İnadına” kelimesinin “kastı aşan bir ifade” olduğunu düşündüm. “Ortak akıl”, yerini “inat” denilen “duygusal akıl”a mı bırakıyordu, yoksa? Bu pankart, parti kurmaylarınca yeniden gözden geçirilir, bu kelime yerine “Yine” kelimesi düşünülür mü? Bilmiyorum.
Başbakanın önceki gelişinde yaşananın aksine, çevredeki esnaf miting boyunca işine devam edebiliyor, bilhassa su satışlarının yoğunluğu göze çarpıyordu.
Polislerden; platforma bakan yüksek binaların üzerindekiler tüfekli ve dürbünle çevreyi gözetliyor, balkondakiler ise kamerayla görüntü alıyordu. Havada polis helikopteri dolaşıyordu.
Alkışlananlar
Basındaki haberlerde “cehennem sıcağı” diye adlandırılan havada; esen rüzgâr, adeta doğal klima görevi yapıyordu. 5 milletvekili adayının yanı sıra aday listesinde yer almayan Mehmet Özyol, Mahmut Göksu ve Faruk Ünsal ile sol kökenli Ertuğrul Günay da mitinge katılan parti ileri gelenleri arasında yer alıyordu. 31 aday adayından başkasına ise rastlayamadım. Bayanların da içlerinde bulunduğu, ellerinde Türk bayrağı ve parti bayrakları bulunan ve müziğin de etkisiyle coşan bir izleyici kitlesi vardı. Türk bayraklarının çokluğu ve uzunluğu, son zamanlarda “Cumhuriyet Mitingi” adı altında düzenlenen mitinglere bir “cevap” niteliğinde idi. Gül’ün büyük tezahürat altındaki konuşmasından sonra Erdoğan’ın konuşması sırasında izleyiciler “5,5,5” diye bağırıyor,  “Vur, vur inlesin, Çankaya dinlesin” sloganlarına karşı ise “Buraya kavgaya gelmedik, gönüller yapmaya geldik. Ne yapacaksanız, demokrasi içinde sandıkta yapacaksınız” sözü çok alkış alıyordu. Alkışlardan daha fazlasını ise “sizi niye seviyoruz, biliyor musunuz? Çünkü ‘Yaratılanı hoş gördük, Yaratan’dan ötürü’ sözleri alıyordu.
Alkış miktarı ölçme cihazımız yoktu ama, milletvekili adaylarının isimleri liste sırasına göre okunarak izleyiciye takdim edildiğinde en fazla alkışı Ahmet Aydın, Şevket Gürsoy ve Mahmut Göksu’nun aldığını söyleyebiliriz. En az alkışı ise belki de, izleyicilerin, alkış çalma konsantrasyonunu henüz edinmeden adı birinci sırada okunmasından olacak, Hüsrev Kutlu’nun aldığını ekleyebiliriz.
Dereyi geçerken at değiştirilir mi?
Partiye katılımından dolayı Başbakan Erdoğan tarafından rozet takılanlar arasında; Demokrat Parti kökenlilerin sayısı fazla idi. Başka bir siyasi partinin, kesinleşen milletvekili aday listesinde halen yer alan bir kişi ile 4 yılda yanılmıyorsam 4 kez parti değiştirmiş bir belde belediye başkanının bulunuşu çok dikkat çekiyordu. “Siyasi etik” deyiminin anlamı, katılanlar bir yana katılımı kabul eden parti açısından değişime mi uğruyordu yoksa? Bu yazıyı yazdığım esnada telefonla aradığım, “dereyi geçerken at değiştiren” milletvekili adayının mensubu bulunduğu siyasi partinin il başkanı; bahsedilen adayın üyelikten istifa etmediğini, Yüksek Seçim Kurulunca artık listeler kesinleştirildiğinden bu süreçte istifanın da söz konusu olamayacağını söyledi. Bu bilgilerin ne kadarı, rozetleri takan Başbakan Erdoğan veya yakın kurmaylarına iletilmişti? Bilemiyorum…
Yerel gazeteler verildi mi?
Ha… Sabahın erken saatlerinde, günlük gazeteleri isteyen başbakanlık korumalarına pazar günü yayınlanan gazete yok ise de amaca uygun olarak en azından Cumartesi günkü yerel gazeteler verilmeyerek, salt yaygın gazetelerin verilmesiyle mi yetinilmişti? Dolayısıyla 220 bin nüfuslu bir kentte yayınlanan günlük 9 gazetenin kamuoyu taleplerini yansıtan haber ve yorumlarından böyle önemli bir günde başbakanlık yoksun mu bırakılmıştı?
Başbakanın en sevindirici taahhüdü ise, kurulması gündemde olan Tıp Fakültesi kararının, yakında bakanlar kurulundan geçmesi oldu.
İktidar partisinin mitingi böyle geçti, bakalım diğer partilerin mitingi nasıl geçecek?
 
 
Mustafa IŞILDAK
26 Haziran 2007 Güne Bakış Gazetesi
 

20 kez okundu

 

Yorum Yaz